|
UYARI
Buradaki bilgiler
Veteriner Hekimlere yönelik olup üçüncü şahısların bu bilgileri yanlış
anlamasından veya yorumlamasından yazar ve/veya Enstitümüz sorumlu tutulamaz.
T RICHINELLOSIS (Trichinosis)
Dr.
Cevdet YARALI (MSc, PhD)
Veteriner Hekim
Giriş
Trichinellosis, halk sağlığı açısından çok önemli bir paraziter hastalık
olup bu hastalığa Nematod parazitlerden Trichinella spiralis neden
olmaktadır (1). Hastalık insanlara genellikle çiğ veya az pişmiş domuz eti
tüketimi sonucu bulaşmaktadır (1, 2). Ayı, at ve fok eti tüketimi ile de
hastalığın insanlara bulaştığı tespit edilmiştir (2, 3).
Doğal enfeksiyonlar yabani karnivorlarda
oluşmakla beraber; hastalık, at, sıçan, fare, porsuk, kunduz, balina ve et yiyen kuşlarda
da bulunmuştur. Memeli hayvanların çoğu hastalığa duyarlı olup bu parazitin
olgunları bağırsaklarda, larvaları ise kaslarda bulunmaktadır (1, 3, 4).
Etyoloji ve Epidemiyoloji
Bu parazit ilk kez 1835
yılında tarif edilmiş olup 1895 yılından bu yana da Trichinella spiralis
olarak bilinmektedir (5).
T. spiralis'in
olgunları küçük nematodlar olup domuz, karnivor ve insanların
ince bağırsak mukozalarında gömülü olarak bulunur. Bu parazitin erkekleri
1.4-1.6 mm, dişileri ise 3-4 mm uzunluğundadır (1, 2, 3). Erkeklerde bursa
copulatriks ve spikulum bulunmaz. Dişilerde ovaryum ve uterus tek olup vulva
oesophageal veya postoesophageal bölgede yer alır (3).
Öte yandan, Trichinella spp., DNA analizi
ile identifiye edilmiş 8 genotipe (T1 - T8) sahip 5 türün oluşturduğu bir
kompleks olarak kabul edilir. Bu türler arasında çeşitli morfolojik
farklılıklar mevcut olup tür identifikasyonu, üreme, bazı konakçıları
enfekte etme ve donmaya karşı direnç gibi özelliklere göre yapılır (1).
T. spiralis
(T1), ılıman bölgelerin çoğunda insan ve hayvan sağlığını etkileyen en
yaygın türdür. Bu etken domuz ve kemirgenler için çok enfektif olmakla
beraber donmaya karşı dirençsizdir (1). T. nativa (T2), Kuzey
Kutbunda yaşayan karnivorlarda tespit edilmiştir. Sıçan ve domuzlar için
fazla enfektif değildir ama soğuğa oldukça dayanıklıdır (1, 2). T. nelsoni
(T7), esas olarak Afrika kıtası dahil Güney yarımkürede yaşayan yabani
karnivorlarda görülür, sıçan ve domuzlar için fazla enfektif değildir ve
virulansı düşüktür. T. pseudospiralis (T4), kaslarda kistlenmez
ve esas olarak kuşların bir parazitidir. Soğuğa dirençsizdir. T. britovi (T3), son
yıllarda Güney Avrupa'da tespit edilmiştir ve biyolojik özellikleri T.
nelsoni ile aynıdır (1, 5).
Biyoloji
Bu parazitin biyolojisi
oldukça sıra dışıdır, aynı canlı hem kesin konakçı hem de ara konakçı olup
ergin parazitler ve larvaları farklı organlarda bulunmaktadır (5).
Enfeksiyon kaslarda ankiste
olmuş larva taşıyan etlerin yenmesiyle bulaşır. Kist duvarı sindirim
sisteminde parçalanır ve larva 1 açığa çıkarak duodenal ve jejunal mukozaya
tutunur. Larva gelişerek 4 gün içerisinde seksüel olgunluğa ulaşmış ergin
parazit haline gelir. Çiftleşmeden sonra, erkekler ölür, dişiler (3-4 mm) mukozanın daha
derinlerine ilerler ve 4-16 hafta boyunca her biri 1500 adete kadar canlı
larva doğurur (1, 2, 3, 5). Üremeyi takiben ergin parazitler ölür ve genellikle
sindirilirler (1, 5).
Genç larva (0.1 mm) lenf kanallarına göç eder ve portal
sistem yoluyla periferal dolaşıma taşınır. Bu yolla da yerleşeceği çizgili kaslara
ulaşırlar. Her bir larva bir kas hücresini istila eder ve hızla gelişir.
Enfeksiyondan aşağı yukarı 15 gün sonra kapsül formasyonu başlar ve 4-8
haftaya kadar tamamlanır. Bu aşamadan sonra larvalar enfektiftir (1). Larva
büyüdükçe kas hücresi dejenere olur ve larvalar doku histiocyte'lerinden
oluşan kistler içerisinde kıvrılmış bir hal alırlar. Larvalar oluşan bu
kistler içerisinde yıllarca canlı kalabilirler. Kist içerisinde larvaların
11, 24 yıl ve hatta 39 yıl canlı kaldıkları saptanmıştır. Bu kistlerin bulunduğu
kas liflerinin dejenerasyonunu takibende 6-9 ay sonra konakçılara bağlı olarak
değişen oranlarda kalsifikasyon şekillenir (1, 3). Bu larvalar konakçısının etinin
uygun başka bir konakçı tarafından yenmesiyle birlikte gelişmelerine tekrar
devam ederler. Domuzlarda
larvalar çok yoğun bir şekilde sırasıyla diyafram, dil, massater ve interkostal kasları istila ederler
(1). Atlarda ise sırasıyla dil kasları, massater, diyafram ve boyun
kaslarına yerleşirler (4).
Eğer larvalar olgunlaşmadan
önce bağırsak kanalını geçer ve dışkı ile dışarı atılırsa, bu larvalar diğer
hayvanlar için enfektiftirler (1).
Klinik Bulgular
Evcil ve yabani hayvanların
çoğunda enfeksiyon teşhis edilmeden kalır. İnsanlarda ağır enfeksiyonlar, üç
klinik faz (intestinal, kas invazyonu ve iyileşme) ve ara sıra ölümle
sonuçlanan ciddi rahatsızlıklara neden olabilir (1, 5).
Vücut ağırlığının 1 gramına
insanda 5, domuzda 10 ve sıçanlarda 30 adet denk gelecek sayıda
Trihinella larvası alınmasının ölümle sonuçlanacağı belirtilmektedir (2).
Teşhis
Hayvanlarda antemortem teşhis
nadiren yapılmasına rağmen hayvanın geçmişte sıçan veya çiğ ve enfekte et
yediği biliniyorsa bu hastalıktan şüphelenilir (1). Hastalığın antemortem
teşhisinde, serolojik teşhis metotları biyopsi alınarak yapılacak teşhislere
tercih edilir. Serolojik metotların duyarlılığı direk teşhis metotlarına
denk ve hatta daha iyidir (4).
Direk teşhiste genel olarak
kas dokusunun sıkıştırılması veya enzimle sindirimi olmak üzere iki metot
kullanılır. Metot seçimi genellikle laboratuar imkanları ve numune sayısı
ile ilgilidir. Et numunesinin sıkıştırma ile muayenesinde Trichinoskop
denilen özel bir mikroskoba gereksinim vardır. Bu mikroskopla kas
dokusunun gramında 3-5 adet larva etkin bir şekilde tespit edilebilir. Larva
sayısı daha az ise hassasiyet düşer ayrıca aynı numunenin değişik
yerlerinden alınan parçalara bakılması gerektiğinden zaman alıcı bir
metottur. Bu metotla T. pseudospiralis'in teşhisi de oldukça zordur
(4). Kas biyopsi örneklerinin
(genellikle dilden alınan) mikroskop ile yapılan incelemesi bu hastalığın
varlığı hakkında bir bilgi verebilir ancak yüzde yüz bir sonuç vermez (1).
İkinci metot ise seçici tarama, filtrasyon ve sedimentasyon prosedürlerini
takip eden kas dokusu örneklerinin sindirimini kapsamaktadır. Bu metodun
duyarlılığı 3 adet larva/gramdır (4).
Trichinella'ya karşı oluşmuş antikorların tespitinde ELISA güvenilir bir
testtir (1, 4). Testin hassasiyeti 1 larva/100 gr doku örneğidir. ELISA ile
tarama programlarında sekresyon antijenlerinin kullanılması tavsiye
edilmektedir (4). Bununla beraber, etin her bir gramında 0.01 adet larva var ise
haftalarca sero-konversiyon oluşmayabilir (1).
Sonuç olarak teşhiste
ELISA'nın ve teyit metodu olarak da enzim sindirim testinin kullanımı en
doğru sonucun alınmasını sağlayacaktır (4).
Tedavi
Hastalığın gerçekten tatmin
edici bir tedavisi bilinmemektedir. Deneysel vakalarda Thiabendazole etkili
bulunmuştur fakat klinik vakalarda bu ilacın etkinliği farklılık
göstermiştir (5).
Kedi ve köpeklerde yapılan
deneysel bir çalışmada 50 mg/kg Albendazole'ün günde iki kez olmak
kaydıyla bir hafta süreyle verilmesi kaslarda bulunan larva sayısını
azalttığı ortaya konmuştur (2).
Hastalığa karşı yaygın olarak
kullanılmakta olan bir aşı yoktur (4).
Çok yoğun araştırmalara
rağmen, bu hastalık insanlar için nerede ve ne zaman görüleceği belli
olmayan bir tehlike olarak kalmaya devam etmektedir (5).
Kontrol
Hayvanlarda tedavi genellikle
pratik bir uygulama değildir. Amaç canlı Trichinella kistleri bulunan
etlerin insanlar ve hayvanlar tarafından yenmesini engellemek olmalıdır.
Domuzlarda ise buna ilave olarak iyi bir çiftlik yönetimi, kemiricilerin
kontrolü de dahil olmak üzere yedirilen her türlü artık materyalin 100
oC de 30 dakika pişirilmesi, kanibalizmin ve yabani hayvan etlerinin
yenmesinin engellenmesi çok büyük önem taşımaktadır (1).
Hayvanların kesimi sırasında
Veteriner Hekimler tarafından canlı Trichinellalar yönünden etlerin
trichinoskop veya sindirim metotlarıyla muayenesi bir çok ülkede
hastalığın insanlara bulaşmasını engellemede etkili bir yöntemdir (1).
Kuzey Amerika'da domuz
etlerinin bu hastalıkla enfekte olabileceği varsayılarak tüketime sunulan ve
yemeye hazır domuz etleri piyasaya sunulmadan önce Trichinellaları öldürecek
derecede ısı, dondurma veya tütsülemeye tabi tutulmak zorundadır (1, 2).
Diğer çiğ alınan domuz etleri
ise pişirme sırasında etin iç ısısının en az 58 oC'ye ulaşması
sağlanacak şekilde pişirilmelidir (1).
Uygun bir ısıda uygun bir
süreyle domuz etinin dondurulması da bu hastalıkla mücadelede etkin bir
yoldur. Bu parazit etkenleri domuz etinin -15 oC'de 20 gün, -23
oC'de 10 gün veya -30 oC'de 6 gün dondurulması ve
tutulmasıyla ölmektedir (1).
Kaynaklar:
1. Aiello, S.E. (Ed.) (1998):
Trichinellosis. The Merck Veterinary Manual. Eighth Edition. Merck&Co.,
Inc. and Merial Limited. Sayfa: 517-518.
2. Bowman, D.D. and Lynn,
R.C. (1999): Trichinelloidea. D.D. Bowman Georgis' Parasitology for
Veterinarians. Seventh Edition. W.B. Saunders Company, Philadelphia. Sayfa: 215-219.
3. Güralp, N. (1981):
Trichinellidae. Helmintoloji. İkinci Baskı. Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara. Sayfa: 538-544.
4. OIE (2004):
Trichinellosis. OIE Manual of Standards for Diagnostic Tests and Vaccines.
Fourth Edition. 2000. OIE Websayfası (
http://www.oie.int ), 22.01.2004 tarihinde bakılmıştır. Sayfa: 1-9.
5. Roberts,
L:S: and Janovy, J.Jr. (1996): Trichinellidae. Gerald D. Schmidt & Larry
S. Roberts' Foundations of Parasitology. Fifth Edition. Wm. C. Brown
Publishers, London. Sayfa: 389-395.
©
Bu Bilgiler İzin Alınmadan Kaynak
Gösterilerek Kullanılabilir.
|